Çalışan Bağlılığının Başlıca 4 Faydası

İnsanlar daima işlerinden şikayet ederler. İster sizi çıldırtan bir patron, ister canınızı sıkan bir iş, ya da hak ettiğinizden daha az ücret aldığınıza dair rahatsız edici şüpheler olsun, pazartesi sabahından nefret etmek için her mutsuz işçinin kendince sebepleri vardır. Fakat bütün bu mutsuzluk ve hoşnutsuzluklar eklendiğinde, bunun ekonomi üzerinde derin etkilere neden olduğu görülmektedir. Küresel çalışan bağlılığı krizinin tam ortasında bulunmaktayız ve dünya çapındaki çalışanların sadece %13’ü işleriyle yakından ilgilenmektedir.

Peki bu tam olarak ne anlama gelmektedir? Çalışan bağlılığı hakkında düşünmenin kolay bir yolu mevcut personelinizi gözden geçirmektir.  İşine bağlı personelleriniz genellikle en becerikli çalışanlarınızdır. Verimli, motive olmuş, görevlerinin farkında ve elinden gelenin en iyisini yaparak mücadele edenler onlardır. Doğal olarak, işe alındıkları zaman bütün çalışanların böyle olacağını düşünürüz. Aksi takdirde, böyle olmayan bir işçiye niye gerek olsun ki?

İş görüşmeleri sırasında, çoğu aday teklif edilen işe isteklidir ve bu adayları işe aldığınızda, normal olarak, istekli ve işe bağlı bu insanlarla çalışmak istersiniz. Fakat aynı heyecanlı adayların bir yıl içerisindeki çalışmalarına baktığınızda, motivasyonu düşük ve mutsuz olduklarını görürseniz, oldukça açıktır ki bu insanlar işlerine bağlı değildir.  Eğer çalışanlarınızın çoğunda durum böyleyse, patlak verecek bir sorunla karşılaşabilirsiniz.

bağlılık

İşinizin küçük bir kurumda ya çok uluslu bir şirkette olması önemli değildir. İşine bağlı olmayan bir çalışan her durumda başarısız olabilir. Çalışanların işe bağlılığı azaldığında işletme sahipleri, teslim tarihlerinin aksamaya başladığını, personelin sürekli hasta olduğu için işe gelmediğini ve birçok çalışanın işi bıraktığını fark eder.  İşler yavaş ilerlemeye başlar, ayrılan personel yerine yeni birileri bulunur ve yeni personelin de stresi oldukça fazladır. (Büyük ihtimalle onların da işlerinden nefret etmesine neden olunacaktır.)

Neyse ki, çalışan bağlılığı ve mutluluğuna odaklanarak, en cansız iş gücünüzü bile canlandırabilirsiniz. Çalışan bağlılığının başlıca yararlarını ve işinizi nasıl geliştireceğinizle ilgili birkaç ipucu öğrenmek için okumaya devam edebilirsiniz.

 

1.Maliyet Tasarrufu

İşine bağlılığı kalmayan personel yavaş yavaş işinizin tüm ruhunu emer.  İngiltere’de, çalışanların işine bağlı olmaması üretkenlik açısından her yıl yaklaşık 340 milyar sterlinlik bir maliyete mal olurken, ABD’de, bu rakamın 550 milyar dolar gibi yüksek bir rakama ulaştığı tahmin edilmektedir.

Bunun nasıl olduğunu kolayca görebiliriz. Eğer bir iş için birine ödeme yapıyorsanız ve bu kişi göstermesi gereken çabanın yalnızca yarısını gösteriyorsa, ihtiyacınız olan sonucu alamasanız bile bu kişinin ödemesi hala yapılmalıdır. Fazlasıyla işleriyle bağlantısı olmayan çalışanlar (genellikle perişan ve yıkıcı tavırlarıyla kolayca tanınabilirler) için de ödeme yapıyor olabilirsiniz. Çalışanların işlerine bağlı olmaması maaşlara yapılan yatırımın getirisini kolayca yok edebilir.

Diğer bir yandan, işine bağlı çalışanlar karlılığınızı arttırabilir ve gelir elde ederler.
Aslında, işgücü görüş anketleri(, Sorwe Business Indeksleri ), işine yüksek oranda bağlı olan çalışanların, iş performansını% 30 oranında artırabildiğini göstermektedir. Bunun nedeni, işine bağlı çalışanların şirketlerine, değerlerine ve amaçlarına duygusal yönden bağlı olmalarıdır. Yaptıkları işlerin iyi olmasını isterler ve başarıya katkıda bulunabilmek için ellerinden gelenin en iyisini yaparlar. Rakamlar da oldukça kuvvetli bir şekilde bunu kanıtlamaktadır: İşine bağlı çalışanları olan şirketler, diğerlerinden %202 oranında daha iyi performans göstermektedir.

Neyse ki bu türden bir bağlılığa teşvik etmeye yardımcı olabilirsiniz. Örneğin, işlerinden çok sıkılmış kişilerin bunu önemsemeleri pek mümkün gözükmese de şirketlerinin yaratıcılığa ve yeniliğe teşvik ettiğini söyleyen çalışanların %78’i işverenlerine bağlıdırlar. İşletmelerin “her zaman yaptığımız şey” diyerek bir rutine girmesi ve değişime karşı çıkmaları oldukça basittir. Ama veriler bu tavırların iş bağlılığına zarar verdiğini göstermektedir. Bunun yerine çalışanlar yeniliğe teşvik edilip bir şeyler yapmanın yeni yollarını keşfetmelidir. Böylece işlerinden daha zevk alacaklar, kendilerini işlerine daha fazla adayacaklar ve işinizi ileriye taşımaya yardımcı olacaklardır.

 

  1. Daha Düşük Personel Değişim Oranı

Bir personel işten her ne zaman ayrılsa ayrılsın, yerine yeni birinin gelmesinin personelin maaşının %33’üne mal olduğunu biliyor muydunuz? Personel alma memurlarının işe alınması oldukça maliyetlidir, ancak kendiniz yeni birilerini işe alacağınız zaman bile, pozisyonun ilanı, aday taraması ve mülakatı için vakit ve para harcamanız gerekmektedir. Ve bu sorununuzun son kısmı değildir. Muhtemelen yeni personeliniz önceki personel gibi rahat olmayacaktır. Bir eğitime ve yeni işine alışma sürecine ihtiyaç duyacaktır. Aslına bakacak olursanız yeni bir çalışanın, mevcut olan personelle aynı verimlilik seviyesine ulaşması tam tamına 2 yılını alacaktır.  Bu, birçok durumda verimlilik kaybı anlamına gelecektir.

Mümkün olduğunca fazla personelini elinde tutmanın şirketin yararına olduğu oldukça açıktır. Ama geniş çapta işe bağlı olmama, daha büyük bir sorun haline geldiğinde, çalışanların işlerini bırakma olasılıkları hiç olmadığı kadar yüksek olur. Hayat boyu yapılan iş geçmişte kalan bir şeye dönüşür. Bu konudaki tahminler oldukça çeşitlidir fakat araştırmalar çalışanların % 51’nin 2017 yılında işten ayrılmak istediklerini göstermektedir. Çalışanların, işe alım yapanlar ve rakipler tarafından avlanmasından duyulan endişeler yersiz de değildir. Çünkü çalışanların %81’i doğru teklif için mevcut işlerini bırakmayı düşünmektedir.

Diğer bir yandan, personelin işe bağlılığının bir göstergesi de şirket sadakatidir. İşe bağlılığı yüksek olan personelin işi bırakma olasılığı işe daha az bağlı olan personelden %87 oranında daha azdır. Bu yüzden eğer personel değişim oranını azaltmak isterseniz, işe bağlılığı bozan ve insanları ayrılmaya sürükleyen şeyin tam olarak ne olduğuna bir göz atmakta fayda vardır:

 

-Çalışanlar iş yerindeki tanınma eksikliğinden ötürü hayal kırıklığına uğramakta ve % 57 oranında ilerlemelerinin farkında olunmadığını hissetmektedirler.

-Kötü yöneticiler çalışanları ayrılmaya sürüklemektedir. İşinden ayrılan insanların%50’si müdürlerinden kurtulmak için işten ayrılmaktadır.

-Tanınma eksikliği motivasyonu yok etmektedir. Çalışanların%70’i çabaları takdir edilse daha sıkı çalışacaklarını ifade etmektedirler.

 

Bu amaç doğrultusunda, yönetici olarak işe alımları yapmanız ve personeli eğitmeniz, çalışanların işe bağlılığı için oldukça önemlidir. Yönetim için uygun olup olmadığından emin olabilmek için mevcut yöneticinizi denetlemeli ve yeni yöneticiler işe alırken seçici olmalısınız.  Etkili bir yönetici, personeline destek olmaya öncelik vererek, işlerine olan inançlarını daha az oranda yitirmelerini sağlamaktadır. Ayrıca, şirket çapında tanınma programları uygulayarak, çalışanların daha fazla takdir edilmelerini ve çalışmak için motive olmalarını sağlamaktadırlar.(Sadece yeni bir iş bulmaya motive etmek yerine).

 

  1. Daha Verimli Çalışanlar

Albert Einstein’ın bir zamanlar dediği gibi, “en yaratıcı iş biri mutsuzken asla yapılmaz.” Bu, modern iş yerlerinde geçerli olmaya devam etmekte ve genel başarı çalışanların bağlılığıyla birlikte %20-25 oranında artmaktadır.

İş veriminin ve çalışan bağlılığının azalmasındaki büyük faktörler aşırı iş yükü ve aşırı strestir. Bazı yöneticiler daha fazla çalışıp çok fazla baskıya maruz kalındığında daha iyi sonuçlar alınacağını düşünmektedir. Şu ana kadar işinizde bunalmış hissettiyseniz, muhtemelen bunun tersinin doğru olduğunu biliyorsunuzdur:

-Aşırı çalışma iş verimini %68 oranında azaltmakta, işi tamamlamak imkansız bir görev gibi gelmeye başlamaktadır.

-Yüksek stres altında çalışan işçilerin %57’si işlerine bağlı değilken, düşük stres düzeyince çalıştığı belirtilen işçilerin sadece %10’u işlerine bağlı değildir.

Stresin olumlu, etkin bir motive edici olmadığı çok nettir. Bunun yerine, iş yükünün yönetilebilir olmasını sağlamak için, her çalışanınızın işine olumlu ve yapıcı yaklaşımlar sergilemelisiniz. Çalışanların eleştirel olmayan bir ortamda yaşadıkları sorunları gündeme getirmelerine olanak sağlayan ektili ve kişisel geri bildirim ve iletişim yapıları uygulayabilirsiniz.

 

4.Daha Mutlu Müşteriler

Mutlu personeller mutlu ve memnun müşteriler yaratırlar ve rakamlar da bunu kanıtlamaktadır: Resmi bir çalışan bağlılık programına sahip olan şirketler % 233 daha fazla müşteri sadakatine sahiptir. Bu düşünüldüğünde gerçekten mantıklıdır, çünkü eğer işinizde mutlu değilseniz, bir müşteriye neşeli, yardımsever bir konuşma yapmak en son yapmak isteyeceğiniz şey olacaktır.

İşlerine bağlı çalışanların genellikle iyi eğitimli olması önemli bir noktadır. Şirketler genellikle geçici ve resmi olmayan “görev başında eğitim” tarzındaki eğitimler uğruna kapsamlı eğitim programlarını göz ardı etmektedir. Bu tür eğitimler genellikle tutarsız sonuçlar doğurmakta ve çalışanlar görevlerini tam anlamıyla yerine getirmeleri için gereken beceri ve bilgiden yoksun olduklarını hissetmektedirler. Çalışanların%28’i daha iyi bir eğitimle daha verimli olabileceklerini düşünmektedirler.

 

Aynı zamanda kapsamlı eğitim almış çalışanlar, üstün müşteri hizmetleri sunarak şirketleri için daha iyi sonuçlar elde edebilmektedirler. Satış personeli resmi ve dinamik koçlukla kazanma oranlarını %28 oranında arttırabilmektedir. Ayrıca eğitim eksikliği çalışanları hayal kırıklığına uğratıp mevcut görevlerinde geliştirmeleri gereken eksiklerin olduğu izlenimini vermektedir. Başlangıç seviyesindeki eğitim döneminden sonra “sürdürülen çalışan geliştirme programları” kesinlikle çok önemlidir. Sorwe Business  tarafından yapılan bir ankette, katılımcıların %31’inin işlerini bırakmak istemedeki en büyük nedenin “gelişme fırsatları eksikliği” olduğu görülmüştür. Eğer çalışanlarınız işine bağlı olsun istiyorsanız, onların geleceklerine yatırım yapmalısınız. Sonuçta bunun size de faydası olacaktır.

 

Sözün özü: Çalışan bağlılığı, yatırıma değer.

Günün sonunda, çalışanlarınız işletmeniz için diğer varlıklardan daha değerli ve önemlidir. İnsanlar hayatlarının üçte birini işte geçirmektedir ve tüm bu zamanın mutsuz geçmediğine emin olmak sizin için de faydalı olacaktır.

Yönetim, ne pahasına olursa olsun çalışanları olması gerektiğinden daha fazla çalışmaya zorlayarak olmamalıdır. Mutsuz oldukları için işten biran önce çıkma arayışında olan birindense, işlerinde mutlu, şirketlerinin başarısı için uğraşan çalışanlar görmeyi istersiniz. Çalışan bağlılığına öncelik vererek, yukarıda bahsedilen maliyet tasarrufu, daha düşük personel değişim oranı, daha verimli çalışanlar ve daha mutlu müşteriler gibi faydalardan yararlanabilirsiniz. Bu gerçekten de bir “kazan-kazan” durumudur.